27 Ekim 2016 Perşembe

kaybetme korkusu...

    inci büyüyor... bazen hiç ummadığım anda ummadığım bi ses çıkarıp, hiç beklemediğim bir hareket yapabiliyor... farkettim ki aylarca uğraştığım ama hiç yapmadığı bir hareketi bigün dan diye yapıvermiş.. bu ara da o öğrenme patlamalarını bolca yaşıyor ve seviniyorum...

    sizin için küçük ama benim için dev adımlar bunlar... aslında artık hepimiz için önemli adımlar olmaya başladı, hepimiz birlikte şahit oluyoruz inci nin yaptıklarına :) öyle güzel yorumlar yazılıyor ki bazen, bakıyorum benim gibi nerdeyse halay çekerek kutlamışsınız inci nin ortaya çıkan yeni marifetlerini... 

    bu ara bikaç kelimemizi anlamaya başladı.. alıcı dil gelişimi var diyebiliriz.. "kaldır, tut, parmağını ver," gibi basit birkaç kelimeyi anlamaya ve yapmaya başladı... 

    hea bir de ayağa kalkma çalışmaları var.. keşke bunu kendini beşikten atarak göstermeseydi bize ama çok şükür ne diyelim.. her şerde bi hayır vardır dedik olayı atlatınca..

    nasıl mı oldu? geçen marketten eve geldik, onun da inanılmaz uykusu gelmiş mızmızlanıyordu... onu yatağına koyup mutfağa süt almaya gittim... sütünü içirip uyutacaktım.. velhasıl kapıya geldiğimde çılgınlar gibi ağlıyor ve yerde sırtüstü yatıyordu.. o anda oraya nasıl geldiğini gerçekten anlayamadım.. yaşadığım korkunun tarifi yok... çıldırmış gibi kucağıma alıp kapıya koşmaya başladım.. dilim bağlandı sanki, eşime inci düşmüş diyemiyorum resmen.. "ayten ablayı al hastaneye gidiyoruz" diyebildim... apar topar attık kendimizi hastaneye...

    yol boyunca hiç ağlamadığı kadar çok ağladı... ben de bu ağlamadan kesinlikle ona birşey olduğunu çıkardım... kesin bi yeri çok acıyor veya travma geçiriyor:(   yol boyunca susturamadık.. o susmadıkça korkularım arttı... inci ye birşey olacak diye hiç bu kadar korkmamıştım..

    aklımdan dualar ederken hep şu geçti "down diye mi üzüldüm ben bu çocuğa? ya bişey olursa? " kaybetme korkusu bambaşka birşey... hiçbir yerinin tutmayacağını bile bile hala fizyoterapiye getiren, solunum makinesine bağlı olsa da nefes alsın diye dua eden anneleri şimdi anlıyorum... özür dilerim sizden, insanın umudu meğer hiç bitmezmiş... 

    hastanede önce kırık filan var mı diye röntgen çekildi, çok şükür yoktu... sonra doktor gözetim altında tutup, bir belirti olması durumunda tomografi çekeceğini söyleyince dayanamadım, hemen çekin dedim... ben zaten uykusu gelmiş bir çocuğu ağlayarak uyutmamak, uykuya meyili olup olmadığını anlamaya çalışmak, fışkırır gibi kusacak mı diye beklemek, gözleri kayacak mı diye saatlerce gözünün içine bakmak istemedim... bunlar olduktan sonra çekilen tomografinin bize bir faydasının olacağına inanmadım.. evet radyasyon alacaktı, bu da çok doğru değildi ama ya birşey olduysa ve müdahale edilmekte geç kalınırsa korkusu yer bitirir beni orda.... çok şükür ki onda da birşey çıkmadı ama yine de 24 saat önemli dediler, gözleyin, gece derin uykuya dalarsa uyandırıp kontrol edin.. velhasıl nöbet tamamlandı ve inci iyiydi artık... 

    tüm şoku atlattıktan ve rahatladıktan sonra "sen ayağa kalkmayı mı öğrendin inci?" dedim.. beşikten korkuluklara tutunarak ayağa kalkmış, beşiğin kenarlığı alçak modda olduğu için dengesini toparlayamayıp aşağıya düştüğünü tahmin ediyoruz.. çünkü kimse nasıl düştüğünü görmedi.. ama bir yerinde hafifi bir kızarıklık bile olmadığını gördükten sonra Allahım sen meleklerini nasıl korkuyorsun bin şükür.. sanki biri eliyle alıp yere yatırmış gibi sapasağlam çok şükür... o kadar ağlamanın tek sebebi ise düşerken yaşadığı korku...

    şimdi hepimiz yerde yatıyoruz ailecek:) o yaşadığı korku için hala içim ,vicdanım paramparça.. özür dilerim annecim... birgün pat diye ayağa kalkmayı deneyeceğini düşünemediğim için özür dilerim ...

16 Ekim 2016 Pazar

16 ekim 2016...

   Harikaydı... bugün incinin doğum günü için brunch organize etmiştik...sabah hazırlandık , süslerimizi aldık gittik... listeme kimi yazdıysam geldi... meğer ne güzel dostlar biriktirmişiz...  

    Garip duygular... konuşma yapasım vardı, yapmadım... burdan yazarım dedim, mesaj yerine ulaşır nasıl olsa... ağlarım diye konuşmadım bugün, e burdan buyrun o zaman...

    +1  Yıl oldu inci hayatımıza gireli.. koştuk , bazen yorulduk, ağladık, güldük, destekler de vardı ,köstekler de... inci hasta diye kucağa bile vermedik,  bize uyanlar da oldu, yaptığımızı yanlış yorumlayanlar da... görmemişin çocuğu olmuş muamelesi yapanlar da... ama bilmedikleri bisey vardı, sizi grip eden mikrop inciyi bronşit ediyor... 

    Bilmediler ki bu gormemislik değil tedbirdi sadece... olsun.. varsın onlar öyle bilsin, elimizde destek olanlarla yola devam...😊

    Onlar biliyor inciye birşey öğretmek için günler harcadığımizi... ve o öğretttiğimizi inci yaptığında bi havai fişek patlatmadigimiz kalıyor... bazen yapıp duruyoruz, inci sallamıyor uzun bi zaman... bigun bi bakıyoruz yapmaya başlıyor kendi kendine... düşünün içimizde patlayan sevinci... 

    Dün hastane koridorunda sıra beklerken dolaşıyorduk sözde mikrop kapmamak için... bi baktım bizimkinde bi hareket var, alkış yapıyor...üstelik aylardır uğraşıp doğru yöne çarptıramadigi ellerini ortaya doğru çarpıp çılgınlar gibi mutlu oluyordu😀 

    Bugün de doğum gününde hep kendini alkışladı... ne kadar güzel zamanda öğrenmiş meğer... sonra foto çekilirken baktık ki gel gel yapıyor... bu gece tekrar tekrar gel gel diyip durdum , tam yapıyor videoya cekemeden duruyor... artik pes edip ışıkları kapadım , ağzında emzikle gel gel gel gel yapa yapa uyudu 😊.  

    Harika bi günün sonunda yorgunum ama mutluyum...yanımızda olan tüm neşeli dostlarımız , arkadaşlarımiz günümüze renk kattınız, iyi ki geldiniz... 2. Yaşta görüşmek üzere... 🙋

10 Ekim 2016 Pazartesi

16 Ekim 2015...

16 ekim 2015 cuma saat 13:06...

    İnci'den önce haberi geldi koşa koşa... doktor gözlerimin önünde, yatağın karşısında duruyor... sesi kulaklarımda "down sendromlu olduğunu biliyor muydunuz?"


    kafam allak bullak oldu, her saniyesini hatırlıyorum... eşime baktım, gözleri ağzına kadar dolmuş ama ağlamıyor... elimi sıkıyor, titriyor elleri,terlemiş,hala elim ıslak sanki.. 


    "biz her testi yaptırdık" diyorum, doktor bir sürü cümle kuruyor... sadece "yanınıza gelince görünce de anlayacaksınız zaten "diyor ve gidiyor...


    "Ben ne doğurdum acaba" diyorum... halbuki gördüm.. pespembe yanaklı simsiyah saçlı bi kız getirdiler, kokladım... misss gibiydi...


    1 sene geçti... unutamıyorum o ilk günü.. hüzün basıyor bir daha... inci down olduğu için değil, kötü haber gibi geldiği için.. boş yere üzüldüğüm için... böyle güzel güleceğini söylemedikleri için.. tüm zorluklara rağmen hep neşemi yerine getireceğini bilmediğim için... o gün doğumunu değil de yasını tuttuğum için... utanıyorum... 


    1 senedir koşuyoruz... rapor için... eğitim için...doktor için... destek olanlar da vardı. tüm gücüyle köstek olanlar da.. yorulmadım, yorulmayacağım... "bigün herkes inci yi duyacak" dedim, herkes değil ama 23bin kişi duydu.. 23bin kişi izliyor, seviyor, öpücük yolluyor, hediye yolluyor.. ama inciden hiç korkmuyor, ondan kaçmıyor, onu saklamıyor, sadece ekranda gördükleri bir bebek için öyle güzel cümleler kuruyor... eleştri de alıyorum ama onlar inci yi iyi bir yere getirmek için neler yaptığımı bilmiyor... 


    16 Ekim 2016 pazar...  İnci +1 yaşında.. büyüdük... bence kocaman oldu bile... doğduğu gün yapamadığım, büyüdüğünde yapamayacağım herşey için bu 1 yaşı kutluyoruz... madem +1 fazlayız, bu 1 yaş çok önemli bizim için... 


    iyi ki doğdun annecim.. iyi ki geldin güzel kızım..boncuk gözlerin iyi ki bakıyor bana... iyi ki mis kokunu çekiyorum içime doya doya.. iyi ki seçtin beni... iyi ki varsın hayatımda... çok uzun yıllar da yanımda olacaksın inşallah.. ve ben, senin doğum gününde kendime bir dilek diliyorum.. Allah bana sana yetecek güç, seninle geçirecek çok uzun sağlıklı yaşam versin... ve biz seninle aynı gün göçüp gidelim.. hiç ayrılmayalım.... seni çok seviyorum...


(eski blog adresimden diğer yazılara ulaşabilirsiniz... 1downhikayesi.blogspot.com)