Küs gibiyim bir kaç gündür. kime , neye bilmiyorum. Sanki bir şeyleri değiştirme fırsatım varmış da değiştiremiyor gibiyim. Yalnız gibiyim.. Yorgun gibiyim.
Dün gece rüyamda yine üniversitede görüyorum kendimi, diplomam varmış ama mezun olamamışım hala. okula giderken 4 sene yürüyen ben kendimi arabayla okula giderken görüyorum. ama ya arabayı bulamıyorum ya anahtarını. tatile gidiyorum, güneşlenmeden geri geliyorum.
Neler oluyor bilinç altıma? kendimle neyin hesaplaşmasını yaşadığımı bilmiyorum. hep bir işim yarım sanki, hep yetişemiyor gibiyim. ya okula geç kalıyorum rüyalarımda, ya hayata..
Yorgun olduğum su götürmez bir gerçek. Çok şikayetçi olmasam da bazen vücudum dayanamıyor gibi. işte o zaman isyan etmişliğim doğrudur. çay kahve içip dinç kalmaya çalışsam da,uykusuzluktan moraran gözlerim, kafeinden sararmaya başlayan dişlerim var. evde hep eksik kalan işlerim, hiç bitmeyen bir söylenişim var içimde..
Ama herşeye rağmen insanı hayata bağlayan şeyler var.. İnci var mesela.. tek yaşama amacım.. bir gülüşü yetiyor dinlenmeye.. bir "adde" diyor,ömrüme ömür katıyor. hayatıma getirdiği güzellikleri saymaya kıyamıyorum,öyle güzeller...
mart ayı girdi. bir çoğunuz biliyorsunuz "marteniçka"yı.. kırmızı beyaz bileklikler taktık, takarken yüreğimizden geçen en güzel dilekleri diledik... inci'ye sağlık diledim koluna bağlarken.. kendime de onun kadar sürecek bir hayat... bir de huzur... çok klasik gibi gelse de söylerken, dünyanın en önemli iki kelimesi bu..
Sağlığınız yerinde olsa da huzurunuz yoksa yoksunuz...