"Hepimizin yapamadıkları var, bu bizi engelli mi yapar?"
Çok tatlı bir öğrencim yazmıştı bunu bana. Sahi şimdi ben gitar çalamadığım için engelli mi oluyorum? Ya da yüzemediğim için?
Bu kelimeden ilk kez nefret etmiyorum, her duyduğumda sinirleniyorum kendimi bildim bileli. O yüzden de kimsenin bu sıfatı hakedecek bir şeyi olduğunu düşünmüyorum.
Ama bugün aslında başka şeyler yazıp içimi dökesim var. Kitap yazma işine giriştiğimden beri burayı sanırım biraz kenarda tutuyorum.Malum zamanım çok kısıtlı yazmak için, ben de bunu kitaba ayırıyorum bu aralar. Zamanım kısıtlı deyince ne canlanıyor kafanızda bilmiyorum. Ama var olan tüm zamanlarımda İnci için bir şeyler yapmaya çalışınca doğuyor bu "kısıtlı" kavramı bende.
Bu aralar üzülüyorum duyduklarıma. Ne zaman kaybettik insani duygularımızı? Ne hissettiklerini bilmeden şaka adı altında verip veriştirmeyi, kırıldığını umursamadan bir kez daha vurmayı ne zaman öğrendik? ara ara yazıyorum sosyal medyaya da, "bana eşekten düşeni getirin" diye.
Karşıma dikilip "20 yaşında ölüyormuş bunlar" dediğinizde ne hissettiğimi düşünemiyorsunuz değil mi? 20 senelik ömür biçmenize mi, yoksa benim kirpik uçlarına kıyamadığım evladıma "bunlar" diye yaptığınız genellemeye mi laf edeyim şimdi?
"Ömrünün kısa olduğunu bilerek büyütmek zor oluyor mu?" diyen sevgili doktor abimiz, empati yoksunu yüreğinle yaşamak kolay oluyor mu bu hayatta?
"ne çok oyuncak almışsın, dikkati dağılır ki bu çocuğun, zaten anlamıyor." diyen sevgili arkadaşım, hangi oyuncaktan ne öğreneceğini tek tek deniyorum ben de, senden de umarım boş konuşmayı öğrenmez bu kuzucuk.
"Ay ne üzülüyorsun, hasta olacak tabi çocuk o" diyen canlarım, zekaya gelince her çocuktan ayırıyorsunuz da, hastalığa karşı hassaslığını neden hala kabul edemediniz? Daha sık hasta olduğunu, bazı hastalıklara karşı sürekli risk grubunda olduğumuzu anlata anlata dilimde tüy bitti çoktan.
Beni beğenmeyebilirsiniz.. Yaptıklarımı da onaylamak zorunda değilsiniz ki onaylanmak veya takdir toplamak için yokum bu hayatta. Elindeki imkanlarını evladı için harcayan, kısa veya uzun ne kadar ömrü olduğunu düşünmeden büyüten, şaka yapar gibi söylediklerinizi aptal numarası yaparak anlamazdan gelen bir anneyim ben. Bir de unutmadan, hani yüz yüze iken çok ilgili görünüp, arkamdan eleştirinin dibine vuruyorsunuz ya, hepsini bir şekilde duyuyor veya öğreniyorum,çok acı. o yüzden bugün sizi 5 dakikalık empatiye davet etmek istiyorum.
Siz olmadan kendi kendini eğitmesi mümkün olmayan, birden fazla hastalık için maalesef genetik olarak risk grubunda olan, o fazla kromozomu ne zaman neresinden bir arıza çıkaracağını bilmediğiniz, konuşup konuşamaması hakkında en ufak bir fikrinizin olmadığı, 20 aylık olmasına rağmen yürümediği için tüm gücünüzle eğile büküle kucağınızda taşıyarak eğitime götürdüğünüz, bir şeyi öğretmek için bazen yüzlerce kez tekrar ettiğiniz, akranları takla atarken onun arkalarından emekleyerek yetişmeye çalıştığını görüp üzüldüğünüz bir evladınız olsaydı, siz ne hissederdiniz? Ben çok şükür mutluyum, tüm saydıklarım ve sayamadıklarımla ,şükürle, sabırla yaşıyorum İnci ile birlikte bu hayatı. zerre kadar da şikayetim yok empati yoksunları dışında...